Daday Çömlekçiler At Çiftliği-Yaşayan, Ruhu Olan Bir Yer

Yarıyıl tatili geldiğinde acaba yakın nerelere gidebiliriz diye internetten bir araştırma yaparken, Kastamonu Daday’daki at çiftliklerine rastladım. İnternette olumlu bir yorum yazılan işletmeyi aradım, Levent Bey’di işletme sahibi. Levent Bey’in telefondaki sesinden çok olumlu enerji aldım. Ankara’dan bir ekip geleceği için odalarının tümünün dolu olduğunu, kabul edersek ve de içindeki sobayı yakarsak, bahçedeki küçük çiftlik evinde kalabileceğimizi söyledi. İstersek de ilçede arkadaşının yeni açtığı bir otele yatmaya bizi götürebileceğini kahvaltı saatinde de oradan alabileceğini söyledi. Siz o otelle hiç muhatap olmayacaksınız yeme, içme, ödeme vs bende dedi.

Dedim peki, her halükarda geleceğiz, orda karar veririz konaklama işine, çiftlik evine bakarız uyarsa orda kalırız yoksa diğer alternatifi deneriz. Yollar nasıl dedim, şimdilik iyi, bir aksilik olursa arayın beni, komşunun traktörü var almaya geliriz yol ayrımından dedi. Ne hoş bir durum değil mi, ne kadar sahici ve samimi…

Ankara’dan gelecek ekip te çocuklu ekip, özellikle çocuklu tur düzenlenmiş. Karar vermemizde bir etken de bu olmuştu hem gelecek tur hangi etkinliği yaparsa ona dahil olacaktık, harika bir fikirdi bu.

Hafta sonu il dışına çıkmayı hem kendim hem de çocuklar için istiyordum çünkü Timuçin (8) tatilde nereye gitsek, şehir dışına çıksak falan demişti. Okul kapanıp ta tatil olunca bizim çocukların hayatı evde bilgisayar başında geçiyor. Çok üzülüyorum onlar için. Tamam küçük bir şehirde yaşıyoruz, deniz kenarı, mesire yerlerine yakın ama yaşam alanımız apartman dairesi işte. Ufak ta olsa bir bağımız, bahçemiz, bağ evimiz olsa ne iyi olurdu. Hep bu hayalle yaşadım ve yaşıyorum.Ya yaşam alanımız olacak bahçeli bir ev ya da hafta sonları ya da bazı akşamlar kalabileceğimiz bir bağ evi.

Bizi neyin beklediğinden emin olmayarak çıktık yola. Sabah kalktığımızda her taraf bembeyazdı ve kar yağmaya devam ediyordu. Boyabat tünellerine kadar o kadar çok kar vardı ki epey tedirgin ilerledik yolda. Lapa lapa yağıyor kar, bizim için yolculuk, kar manzarası eşliğinde keyifli ama bir de şoföre sormak lazım tabi emaaan bizim dört çeker bir şoförümüz var halleder o diyorum içimden. Neyse ki Boyabat Tünelinden sonrasında başka bir iklim karşıladı bizi, kar falan yok, yollar temiz.

Tabi Kastamonu’da tekrar kar, Daday’da daha çok kar, köy yolunda daha da çok kar vardı. Daday’dan geçerken köyün tabelasını gördük ‘Çölmekçiler’, Selçuk dedi ki  ‘Çömlekçiler’ değil miydi? Yani ben Çömlekçiler diye okuduğumu hatırlıyorum ama Çölmekçiler yazısını da Çömlekçiler olarak okumuş olma ihtimalim de var, bakayım diyorum tekrar. Sen nasıl araştırma yaptın bilmiyor musun diyor. Hacı diyorum bakacağım son detay m ve l harflerinin cümle içindeki dizilimi. Benim için Çömlekçiler de Çölmekçiler de bir yani.Neyse bakıyorum internete ‘Çömlekçiler’ miş evet.Doğru hatırlıyorum, yoldaki tabela ise Çölmekçiler.Diyorum aynı yerdir, yani bir ilçede hem Çömlekçiler, hem de Çölmekçiler diye köy olma ihtimali yok bence.Soralım yine de diyor.Ben sormam diyorum, ay nasıl sorayım ‘pardon bakar mısınız, Çömlekçiler Köyü’yle, Çölmekçiler Köyü aynı mı’?

Büyük ihtimalle soruyu sorduğum kimsede küçük bir devre yanması yaşanırdı. Neyse bizim bey sordu ‘Çömlekçiler Köyüne bu yoldan mı gidiliyor’ diye. Ama soru bu değildi ki, neyse kurcalama Ayşe.

İşte böyle efendim, harfiydi, şuydu, buydu derken ilerliyoruz, neyse ilerde karşı yönden gelen araca el edip çiftliği soruyoruz. Levent Bey’in çiftliği mi diyor evet diyoruz. Gerideki tabelanın oradan yukarı çıkacaksınız diyor. Dönecek bir yer bulmak için biraz daha ilerleyip döndükten sonra, yolu sorduğumuz adam bize el ediyor duruyoruz, ‘Levent Bey’de burda’ diyor. Yolun altındaki ahırlarda atlara bakmaya gelmiş, ‘oo hoş geldiniz diyor’ aracını takip ederek dönüyoruz köy yoluna. Kış lastiğiyse, çıkmayı bir deneyelim diyor, önümüzde şahin şeroke’siyle Levent Bey virajı dönüyor, biz dönemiyoruz, bir iki deneme daha yok olmuyor. Zaten Levent Bey’de komşusunun traktörüyle geliyor önümüze. Teomanla ben iniyorum, Timuçin’i traktörün içine şoförün yanına bindiriyoruz e bizim bey de uğraşsın arabayla. Traktörle de çıkaramıyorlar aracı,bu arada Ankara ekibinin geldiğini görüyoruz tepeden.Biz Teoman’la kalıyoruz yürürüz diyerek, diğerleri aşağıya yol kenarına iniyorlar.Timuçin hala traktör kabininde.

Bu arada giderken Levent Bey ‘Köpeklerden çekinirseniz bekleyin Ankara ekibiyle yürüyün diyor. Tamam diyorum ama Teo pek manasız buluyor bunu, yani diyor köpek seni ısıracaksa ısıracak yanında birinin olup olmamasının ne önemi var yaw diyor bana. Olsun diyorum bekleyelim ekibi.(Kalabalıkta önüme gelen ilk kişiyi kendime siper edip, arkasına geçerim oğlum ama seni siper edemem demiyorum tabi)

Neyse Ankara ekibinden birilerini görünce başlıyoruz yürümeye, manzara müthiş. Köye varmak üzereyken traktör geçiyor yanımızdan, römorkunda diğer ekibin bavulları ve birkaç anne ve çocuk. Timuçin ve Selçuk nerde bilmiyorum. Traktör tekrar dönüyor ve beni görünce Timuçin’i indiriyor. Zaten çiftliğe de geldik neredeyse.Giriyoruz çiftlik binasına ortada iki tane odun sobası olan ahşaptan ince uzun bir bina. Oturup ısınıyoruz, bu arada masalara hemen salata ve etli ekmekler geliyor, e bizim bey yok, biz bekleseydik onu derken, önümüzde peynirli, kıymalı, patatesli gözleme tabağı, salata ve ayranla baş başa kalıyoruz. Zor karar, gözlemeler sıcak, tatlı bir telaş içinde çalışanlar ellerinde tabaklarla gelip gidiyorlar.Başlayın diyorum çocuklara, soğutmayalım etli ekmekleri.Bu arada masa büyük, karşıda diğer ekipten bir aile, salata tabaklarını paylaşalım diyoruz, şu sizin olsun bu bizim.Ekibin organizatörü sesleniyor ‘doymayan var mı’.Yemekler gayet doyurucu, doymayan yok.

Epey vakit geçtikten sonra bizim bey geliyor, traktörle olmamış, zincir takmış, öyle çıkmış. Yemekten sonra etrafı geziyoruz, atları getiriyorlar bahçeye. İlerdeki bir köye gideceğiz diyor Levent Bey, isteyen yaya isteyen atla. Ben atla gitmek istiyorum, Levent Bey bahçede deneme yapalım diyor, bahçedeki turu bile tamamlayamıyorum, kendimi hiç güvende hissetmiyorum atın üstünde.İndirin beni, ben yürüyeceğim diyorum ve Teo’yla ben yürüyerek, Selçuk’la Timo ayrı atlarla ekiple birlikte çıkıyoruz yola.

İki km’den fazla sürüyor yol, Teoman’da bir pişmanlık, karlara bata çıka diğer köye varıyoruz. Hiç pişman değilim, dört kim’den fazla yolu gidip dönüyoruz, Teo biraz geride kalıyor, Ankara Ekibinden bir aileyle sohbetini duyuyorum ‘bizim odamız bile yok ki’ diyor yavrucak.

img_20170128_140748
Ata binen Timuçin
img_20170128_150419
Yürüyüş sırasında bitap düşmüş Teoman Oğlan
img_20170128_202229
Evimizin daha doğrusu odamızın içindeki soba
img_20170129_080957
Çiftlikteki evimiz
img_20170129_081814
Evimizden çiftliğin bahçesinin fotoğrafı

İşletmenin hem restoranı hem lobisi hem her şeyi olan salona giriyoruz, sobalara odun takviyesi yapıyoruz el birliğiyle. Akşam yemeğine kadar hem dinleniyoruz orda, hem ara sıra dışarı çıkıp etrafı dolaşıyoruz, zaten dışarıya da büyük bir ateş yakıyorlar. Bahçedeki çiftlik evine bakıyoruz, küçücük, küçük de bir soba var, sular donmuş ama kalırız derseniz hallederiz diyorlar, çocukların muhalefetine rağmen odun sorunu yoksa tamam diyoruz.

Sobayı yakıyorlar ve geçiyoruz evimize. Soba dediğim de öyle büyükçe bir şey değil. Sürekli odun takviyesi yapmak gerekiyor, uzun süredir ev kullanılmadığından ısıtmakta zorlanıyoruz ama ısındıktan sonra şahane oluyor. Yanımda oyun getirmiştim. Oturuyoruz yatağa ve oyun oynuyoruz, gırgır şamata o biçim ama.Gece ise uyumakta epey zorlanıyoruz çünkü sürekli odun atmak gerekiyor, saati kuruyoruz sürekli.Bir ara kuruması için sobanın yanına bıraktığımız ayakkabılarımızdan kokular geliyor Teo ‘bali kokuyor burası ıyhh’ diyor.Sabaha baygın çıkmasak bari diyoruz, daha bir sürü şey diye diye sabah oluyor.Teo diyor ki ‘anne sen şimdi bu mücadeleyi, ay çok güzeldi dimi diye anlatır durusun’ diyor.Çocuk haklı, ay çok güzledi yav ne diyeyim.

Akşam yemeği de çok güzeldi, Levent Bey’in eşi ve çalışanlar elbirliğiyle hazırlıyorlar. Ev yemeği yani. Gayet doyurucu, çeşitli ve güzel. Aynı evde gibisiniz. Zaten çiftlikte çalışanların belli bir iş bölümü yok, herkes her şeye bakıyor.

Bu arada aralarda sürekli demliklerle çay demleniyor ve servis yapılıyor, diyorum semaver daha pratik olmaz mı, olur tabi ama böyle de demlik çayın tadı başka diyorlar. O ortamda çayın her türlü gideri var bizim gibi çaysız yapamayanlar için ama çalışanlar şikâyetçi değil bu durumdan çünkü orayı bir ev bizi de misafir gibi görüyorlar. Hatta yemek sırasında servise ufak tefek yardım da ediyoruz.

Hepsi emekçi, Levent Bey geçim zor buralarda diyor. Timuçin’in at üstünde fotoğrafını çekerken, çek diyor, çek de Sinop’ta reklamımı yap. Yapmaz mıyım, yaşayan, ruhu olan bir yer burası, işletme demeye dilim varmıyor, sanki işletme deyince ruhsuzlaştırıyormuşum gibi hissediyorum. Biraz salaş, oldukça doğal, doğayla iç içe bir yer Çömlekçiler At Çiftliği.

Gelmeden önce bizim kedimiz var getirebilir miyiz diye sorduğumda, kediniz köpeğiniz neyiniz varsa getirebilirsiniz diyor, köy burası. Baharda tekrar gitmeyi düşünüyoruz bu defa kedimiz Raşa’yla beraber.

Dönüşte yan çiftlikten yeni sağılmış sabah sütü ve yumurtamızı da alıp, Levent Bey, eşi ve diğer çalışanlarla vedalaşıp, baharda görüşmek üzere deyip ayrılıyoruz. Bizden az önce ayrılan Ankara ekibi de memnuniyetlerini bildiriyorlar herkese.

Herseyi ayrıntılarıyla yazmadım tabi, akşam ahıra süt sağım işlemine bakmaya gittiğimizi, ineklerden çekindiğimi, Teoman’ı kaynaştırmak maksadıyla zorla yaşıtı insanlarla tanıştırmaya çalışma teşebbüsümü, kahvaltıyı, mutfağını, yaptığımız ufak sohbetleri.

Geleli birkaç gün oluyor ama durup durup aklıma geliyor çiftlik, bu arada fiyatları da gayet makul, konaklama bedeline üç öğün yemek, aralarda içtiğiniz çaylar dahil. Ekstradan ata binerseniz ücret ödüyorsunuz.

Benim için çok güzel bir hafta sonuydu, bizim bey için de öyle. Çocuklar her ne kadar çok güzeldi diye bir şey demeseler de bence onlar da bizim kadar mutlu oldular, öyle hissediyorum.

Kastamonu Daday Çömlekçiler At Çiftliği burası, aklınızın bir köşesine yazın derim. Daday, Kastamonuya 25-30 km uzaklıkta bir ilçesi, Çömlekçiler Köyü de ilçeden yaklaşık 7 km uzaklıkta. Eminim baharda daha güzeldir ama bizim gibi kışın da tercih ederseniz gelmekte tereddüt etmeyin, aracınız çıkmazsa Levent Bey sizi traktörle yoldan alır, ister yürürsünüz, ister römorka binerseniz, yani ayarlarsınız her türlü.

Aklımızın bir köşesinde her zaman yer edecek bu güzel hafta sonu için tekrar teşekkürler herkese, baharda görüşmek üzere Daday Çömlekçiler At Çiftliği….

16266294_165219810635269_3199736916195895934_n
Levent Bey, Eşi ve Ekibiyle Birlikte Biz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s